Bu gün her hafta sonu olduğu gibi sahile inip kahvaltı yaptım. Hava sıcak, sahil serin olduğu için diğer günlerden farklı bir kalabalık vardı. Yemeğimi yedikten sonra, sigaram ve çayım eşliğinde denizi ve kayıkları izlemeye başladım. Kayıklar, insan gibi yalnız,tek başına, dalgalar vurdukça bi o yana bi bu yana giden, kendi kaderine tüm baş kaldırılarına rahmen karşı koyamayan kayıklar. Sizi neden sevdiğimi hiç sorgulamadım. Neden seviyorum diye sorgulamak haksızlıktı..
Saatlerce büyük bir sessizlik içinde dalgaların ve martıların sesini dinledikten sonra bi kadının sesi sahildeki tüm sessizliği bastırdı. Ne dediği anlaşılmayan, acı çekiyormuş gibi konuşan bu kadın belli ki arzu ettiği gibi olmamış bir durumun isyanını dışa vuruyordu. Kafamı çevirip baktığımda, birbirine dayanarak ayakta durabilen yaşlı bir çift gördüm.
Adam kadına "yer yok hanım burda" diyordu. Kadın yine ne dediği anlaşılmayan bir sesle cevap veriyor. Adamdan bu duruma bir çözüm bulmasını bekliyordu.
İlk bakışta çoğu kişinin imrendiği yaşlanan elleri, hiç yaşlanmamış sevgileri olan bu iki insan, sevginin zaman içinde eksilmediğini gösterip umutlandırıyor insanı. Bir anda bu büyük yalana inanıp kandırıyorsunuz kendinizi.
80 yaşında bi anne ve çoçuk vardı karşımda, mutluluğu bu şekilde bulup 60 yıl birlikte yaşamışlar. Kadın adamın çay bardağındaki kaşığı alıp çıkartıyor. (Bu hareket çoçuğun gözünü çıkartmaması için yapılır). Bastonunu oraya koyma düşer diyor. Adam da düşerse düşsün alırız diyordu. Evli yaşlılara baktığımda hep bu türden bi anlaşmaları olduğunu görüyorum.
Birlikteliklerin hayatta devam ettirdikleri bir rol vardır hep onu yaşarlar ve birlikte yaşlanırlar. Kesinlikle eleştirmiyorum, yargılamıyorum onların mutluluk formülleri bu demek istedim sadece.
Belki uzak ama yakın bir birliktelik beni mutlu ederdi. İki kişininde kendine ait alanları, kendine ait arkadaşlıkları, iki farklı hayatı, birlikte yaşadıkları hayatları olması beni mutlu ederdi.
Benim oyunumda buydu. Belki bu insanı bulup aşık olup mutlu ulacağım belki ölene dek mutsuz.
Hayat bana ne getireceğini bi sms ile bildirse çok iyi olurdu.. :)






6 Yorumlayacısa dedi ki..:
uzak ama yakın ilişkiler mutluluk değil huzursuzluk veriyor sadece..o kendine ait yaşam alanlarını işgal etmek istiyor insan..tüm benliğiyle ona ait olmak istiyor..sadece o olsun, onun hayatında da sadece kendisi olsun istiyor..kadın ve erkek birbirine hayatı zindan etmeye bayılıyor..şu sms olayı güzelmiş..ben de isterdim :)
Güzel bir gözlem yazısı. Yaşlı çifler ana-çocuk gibi oluyor bence:) Kadın kocasına çocuğu gibi bakıyor. O kadar sene birlikte yaşlanmış insanları dinleyince duygulanabilirdim ben...
@delininbiri, daha önce denedim boku çıkıyor bu tür ilişkilerin, fakat yaşanabilirse tadından yenmez bence.
@rahat yazar, insanları gözlemlerim. bi çocuğu, bi kadını, bi adamı izleyerek çok şey öğrenmişimdir. yaşlı çiftlerin tamamın da yok anne-çocuk ilişkisi, kavga ederek yaşanalar da var birlikteliklerini, annane-dede olarak yaşanlar da. birliktelik oyunlarına göre yaşlanıyorlar.
Ait olma hissi ile evleniyor, sonra özgürlüğümüzü özlüyoruz. Oysa iki farklı benliği, ömrün sonuna kadar sürmesi düşünülen bir yolculuk hayali ile bir eve hapsetmek suç sayılmalı. Üstelik, "değişmeyen tek şey değişim" ise şayet; iki farklı değişkenin birbirine paralel doğrularla değişeceğinin ve hiç çakışmayacağının garantisini kim verebilir peki? Peki ben düşündüklerimin aksini yaparken, aklım neredeydi? Hem madem böyle düşünüyorum, parkta elele tutuşmuş, birbirine sevgi ile sarılan, destek olan yaşlı bir çift gördüğümde gözlerim niye doluyor ki?
@benimmanifestom yazdıklarının üzerine hiç bir şey eklemeye gerek duymuyorum.
sadece parkta elele tutuşanları gördüğünde hissettiğin sevgi taşması. bir insana kocaman sarılıp vermek istediğin gözlerinden akıyor.
Hayatımda giren erkeklerin %90 ı uzak şehirlerde yada ilçelerde yaşayan insanlardı. Nefret ederdim bu durumdan. Ama ne hikmetse hep başıma gelirdi. Her uzak şehirlerdeki adamları severdim. İmrenirdim akşam iş çıkışı şuraya gidelim mi diyenlere veya sürekli elele olsalar da aynı sevgi ile bakabilenlere. Hep sevildiğimi dokunularak anlarım derdim. Hiç olmadı.Hiçbir sevgilimle doğru dürüst kavga bile edemedim. Çünkü adam taa şurdan gelmiş şimdi mırın kırınla kafasını şişirmek neden. Bırakayım huzuru bende bulsun derdim.
Sevdiğim adamı 18 ay bekledikten sonra, evlendim. 5,5 sene evli kaldım ama toplasan 2,5 sene görmedim. Ha sonra boşandım, boşandıktan sonraki 2 sevdiğim insanda uzakta idi...
Bu tarz şeyler isteme bence lanet gibi üzerine yapışıyor. Hiç hoş değil bence. (iç dökme zamanım gelmiş sanırım, ihale bu yazıya kaldı)
Yorum Gönder