13 Ekim 2009

Seksi bir kadının kaleminden mükemmel sevişen çiftin romanı


Kadın o sabah birden bire uyandı. Daha uyumak istiyordu halbuki, ama beceremedi, kalktı yataktan. Erkenden hazırlanmaya başladı, içini uzun zamandır hissetmediği bir ateş sardı. Soyundu, aklını hala kurcalayan soruları geceliği birlikte kirli sepetine attı. Ilık bir duş aldı, çıktı. Ateş hala aynı yerde, hatta daha bile şiddetliydi şimdi. Kızıl saçlarının suyu bornoza süzülürken, kahve koydu kendine. Hafifçe silindi, bornozu hala açık duran yatağa attı gelişi güzel. Krem süründü, teni daha da yumuşak olsun istiyordu. Kıyafetlerini dolaptan çıkardı, yavaş yavaş ve o sırada en sevdiği şarkıyı mırıldanarak giyindi. Bugün en çekici haliyle sokağa çıkmak istiyordu. İnsanların yercesine ya da yargılarcasına bakışlarına aldırmayacaktı. İkisinin de en sevdiği renkleri seçmişti. Kırmızı ve siyah. Aşkın ve seksin iki rengi. Aynanın karşısına geçti; biraz hafif meşrep ama çok güzeldi. Makyajını ve saçını düzeltti.

“Çok süslendin, seni gidi aşifte. Hiç mi uslanmayacaksın sen?”

15 sene sonra bütün güzelliğinin uçup, gideceğinden emin olarak kendine kızmayı bıraktı. Mevsimi olmamasına rağmen yüksek topuklu çizmelerini giydi, kırmızı çantasını aldı, kapıyı çekip, kendini sokağa attı. Otobüs durağına kadar kırıta kırıta yürüdü. Sanki, yanından her geçen onu süzüyordu. Kadınlar “Orospuya bak!”, erkekler “Ah seni bi yatağa atsam!” der gibiydi. Yüksek topuklarını vura vura attığı her adımda, dizleri titriyordu oysa. İçini nerden bileceklerdi ki? Şimdiye kadar tanıştığı kaç adam ruhunu anlayabilmişti ki, sokaktaki yabancılar onun gerçeğini okuyabilsin...

Şansına -ya da şanssızlığına mı demek gerek- binmesi gereken otobüs bir türlü gelmiyordu. Saate baktı, gecikeceğini fark etti. Bastırmaya çalıştığı heyecanın üstüne bir de geç kalma stresi binmişti şimdi!

“Sözüm ona erken kalktım bir de!”

Kendisini bekleyen adama haber vermek istedi.

“İyi ki telefonunu yazmış bana.”

Mesaj attı: “…Durakta bekliyorum ama otobüs hala bir türlü gelmedi. Geciktiğim için üzgünümL”

Birkaç dakika sonra hem cevap hem de otobüs geldi: “Sorun değil canım, ben seni çay bahçesinde bekliyorum. Seni görmek için sabırsızlanıyorum…”

Gülümsedi, otobüse atlayarak gene edepsizce topuk topuklarını vura vura arka koltuğa doğru ilerledi…

…

Trafik olmamasına rağmen, yol tahmininden de uzun sürdü. Her yere vaktinden önce varmayı adet edinmişken, “O’na” geç kaldığı için üzüldü. “Bütün gün bizim demişti adam”, ama ikisi de bütün günün bile onlara yetmeyeceğini nerden bileceklerdi ki?

Nihayet indi otobüsten, sahildeki çay bahçesine doğru yürüdü. Etrafa bakarak onu arıyordu ki, en son masada sırtı yola dönük oturduğunu gördü. Fark ettirmeden arkasından yaklaşıp, ona dokunmayı isterken, topuk seslerini duyan adam hemen döndü, kadının yaklaştığını görünce de ayağa fırladı.

“Merhaba!”

Adam, deli gibi titreyen kadına sarıldı, yanağından öptü. Heyecandan ağzı kurumuştu. Adam kadının elini sımsıkı kavradı, kadının içi erimeye başlamıştı bile.

“Şuradan bir taksiye binelim.”

“Peki, olur.”

Takside, yeni tanışan her çift gibi havadan sudan konuştular. 10 dakika sonra adamın salonunda, yan yana oturuyorlardı. Kadın her şeye susamış bedenini daha fazla beklemeden açtı adama. Uzun uzun öpüştüler önce. Kadın eridi, eridi, eridi…

Adam kadını kucakladığı gibi yatak odasına götürdü, yatağa attı, kendisi de üstüne atladı. Daha da uzun öpüştüler. Sanki yıllardır hiç kimseyi öpmemiş gibi, birbirlerini yercesine öpüştüler uzun uzun. Üstündekileri yırtarcasına çıkartarak, adam kadını bir çırpıda soydu. Kaç gece hayal ettiği gibi, şimdi adamın altında çırılçıplak uzanıyordu arzulu bedeni kadının. Boynuna indi, göğüslerini avuçladı, aç bir kurt gibi emdi iri memelerini. Sıcacıktı adamın yarı çıplak bedeni. Aşağılara doğru, adamın parmaklarının her dokunuşunda, dudaklarının gezdiği her noktada kadın daha da azdı ve içindeki bütün ateşin akmasına izin verdi. Yüreğinden bacaklarına akan ateş, vajinasından boşalıyordu oluk oluk. Adamsa altında kıvranan kadını keşfetmenin keyfini çıkartıyordu. Her noktasıyla ayrı ayrı ilgileniyor, her kıvrımına ayrı dokunuyordu. Kadın artık heyecandan değil, doruklarda olduğu için tir tir titriyordu. Adam parmakları içindeyken kadının boşalmasını seyretti, inlemeleri, kıvranışları, çarşafı tırmalaması… Her biri ve hepsi onu daha çok azdırıyordu. Kadının içine girmek, sıcaklığıyla saatlerce sevişmek istiyordu. Soyundu. Kadın adamın sertliğini hissedince çıldırdı, onu hemen içine almak istiyordu. Ama adam her anın tadını çıkartmaya kararlıydı. Yavaş yavaş sürtündü kadına önce, daha çok inledi kadın, daha çok azdı, daha çok istedi adamı. Ve en sonunda girdi adam kadının derinliklerine. Ateş gibiydi ikisi de, ter ve şehvet içinde sevişiyorlardı. Birbirlerinin kokusunu içine çekerek, öperek, ısırarak bütün dertlerden uzak, sadece mutlulukla seviştiler. Kadın, ne kadar zamandır sadece mutlu olmak için sevişmediğini düşünecekti o gece. Adam “Çok güzel bir kadınsın. Sana bayıldım.” dedikçe kadını şımarttı. Kadın şımardıkça adamı daha çok istedi. Bir adamı, içmeden arzulamanın tadını çıkardı. Dakikalarca uzun uzun öpüştüler. Kadın adamı doyasıya emdi, adam kadını yedi dudaklarıyla. Saatlerce yataktan çıkmadılar. Tenleri birbirinden ayrılmak istemiyordu sanki. Konuştular, gülüştüler. Kadın “İyi ki gelmişim sana” dedi. Çok uzun zaman sonra hiçbir pişmanlık kırıntısı dahi hissetmiyordu. Tek aradığı rahatlamak, huzurlu ve mutlu olmaktı. Buldu…:)

7 Yorumlayacısa dedi ki..:

siminya dedi ki...

hemen seks yapmaya başlanan porno filmler gibi olmuş. bir an önce seks kısmı gelsin diye üst satırlar atlana atlana okunabilir. erotik romancı parçası seni :)

Eğlenilecek Erkek dedi ki...

@simin, yazıyı ben yazmadım. Bu sefer bi değişiklik yaptık. Yazıyı güzel bir kadın yazdı. Bunlar onun kaleminden dikkat ettiysen noktalama işaretleri ve uslub çok farklı.

siminya dedi ki...

yorumum ona gitsin o vakit

efsa dedi ki...

Bende pek sevemedim. Daha bir duygu aradım gibi oldu. Hani bir şeyler eksik kalmış da ben bulamamışım gibi. Yine de teşekkür edelim güzel kadına.

Eğlenilecek Erkek dedi ki...

Yazının başlarında içindeki duyguları korkuyu, heyacanı, endişeyi bulabiliyorum. Yazının sonlarında o anı tekrar hatırladığı için ve heyacanlandığı için sanırım çok fazla duygularını yansıtamadı. Eksik olan benim tarafımdan, benim aynı günü anlatmamış olmam. Bi sonraki yazı benim hissettiklerim üzerine olacak :)

cipim dedi ki...

çok ucuz. erşan kuneri'nin porno filmlerinin çekimini (çünkü henüz ortada bir film yok, film çekim görüntüleri var) seyrediyormuşum hissi verdi. :)

mika dedi ki...

yazının başındaki korkuyu,heycanı ve endişeyi bende bulabildim.gerisi ise bu korkunun vermiş olduğu haz bence...

Yorum Gönder