Blogger da tanışıp msn de muhabbet ettiğim hatunların hiçbirine yazmadım, bu nedenle aşağıdakileri okuyup kimse kaş göz oynatmasın. Neyse gelelim konumuza, bi hatunu görücem diye türlü numaralar çevirdim. Öyle oyunlar oynayıp türlü taklalar atan biri değilimdir. Yalanlar atıp kendimi kasmak yerine doğruları söyleyip rahat ederim. Genel felsefem istersen sabaha kadar istemezsen zikime kadardır. Evet evet bana bu yönüyle bakınca, zik kafalının tekiyim, bunu geçelim.Msn de konuştuğum her kadınla buluşur sevişirim gibi bir söylemim olmamıştır. Öncelikle biz erkeklerin anlaması gereken en önemli husus kadın isterse bir ilişki başlar ve kadın isterse bir ilişki son bulur. Bu bilinçle yaşamalı.
Ödevini çok iyi çalışmış biri olarak, nette tanıdığım kadınlarla kısa sürede buluşmuş biriyim. Üst satırda söylediğim kadın isterse söylemim geçerli sonuna kadar. Kişiliğini, hayata bakışını sürekli logladığım bir kadın için kafamda hey beybi sen süper bi yaratıksın düşüncesi dolaşıyorsa, doğal olarak onu görmek tanımak isterim. Klasik kameranı açarmısın bana fotonu gönder gibi isteklerim olmaz. Sadece konuşur, onu tanır ve beklerim. Buluşma, tanışma,sevişme süreçleri genelde kendiliğinden gelişir. Dikkat edildiyse -genelde- diyorum. Bazı kadınlar, gizli servis ajanıymış gibi kimliklerini saklar benden, ben de çok üstlerine gitmem. Bazen bu durum sıkıcı olur, bazen eğlenceli. İsimler yerine takma adlar kullanılır, buda aslında sadece isimlerin yalan olduğu söylenenlerin doğru olduğu bir sohbetin başlaması için ideal ortam.
Aynen bu tarz muhabbet ettiğim bi hatun (kod adı: esen) iki lafının birinde "beni görürsen aşık olursun" diyince, kan beynime gitmeye başladı. Bu kadar kendine güvenen, bu güveniyle beni kıskırtan bir kadınla mutlaka buluşmalıydım. Sürekli sizli bizli konuştuğum gerçek adını ve mesleğini ısrarla söylemeyen, gizli servis ajanıymış gibi davranan bir kadınla nasıl buluşabilirim? Bunun için 15 dakika kadar kafa yordum, yalan değil. Bulaşalım görüşelim desem, cevabın olumsuz olacağı kesindi. Olaya farklı acıdan yaklaşıp, tüm çakallığımla
-seninle aynı operayı izlemek isterdim. Aynı operayı izleyip, farklı gözlerle bakabiliriz. En önemlisi aynı salonda olup aynı zevki tatmak aslında, ne dersin? (Burada, sanıldığının aksine ben burjuvayım mesajı vermek değildi amacım)
-beklediğim cevap "ben opera sevmem" di. Cevap olumsuz olunca, mekanı değiştirip sevdiğini bildiğim bir etkinlik için aynı teklifi yaptım.
- bi filme gidelim o zaman yeri ve zamanı sen seç, filmi ben seçeyim.
yer(kanyon),zaman(cumartesi öğleden sonra) ve film seçildi. Kişiler birbirini tanısa bile yanlarına gidilip konuşulmayacak, bu küçük oyun bozulmayacaktı. Geriye tek bir sorun kalmıştı. Aynı filme aynı saatte iki kişinin de gittiğini nasıl ıspatlaya bilirdik?
Kanyonda ki D&R da bir kitabın içine not bırakalım dedim. Kitabın satılma riski olduğu için bu fikri es geçtik. Nasıl olur nasıl olur diye düşünürken, O Macro'da ki nutella kavonazunun altına not bırakayım sende bu notu cevapla dedi. Bu fikri ikimizde kabul ettik. Plan yürürlüğe konmaya hazırdı :)
Karşımdaki kadın mit ajanı gibi davranınca bu not bırakma-alma durumları içinde kurallar koydu.
Macroya belirli bir saatte bir defa girme hakkım vardı. Onu görünce tanışmak için hiç birşey yapmıyacağıma söz verdiğim ve bu güveni sarsmamak adına, kabul ettim.
Bu kadar kendine güvenen bi kadının benden kaçma nedenini bir türlü anlayamadım zaten. Neyse, onun ne düşüneceğini, nasıl davranacağını bildiğim için. Filmi kendim seçmek istemiştim. Kıytırık bir aşk filmi ünlenmediyse bu filme tek başına giden kadın sayısı çok azdır, birde esen esmer olunca, ha işte bu hatun deme olasılığım çok yüksekti, bu nedenle onu görmek için biraz sabırlı olmam yeterliydi.
Filmin olduğu gün, belirlenen yere gidip nota cevap verdim. Gelmesi beni şaşırtmıştı aslında, fuaye ye gidip filmin başlamasını beklerken bir yandan gelen hatunlara bakıp. Onu bulmaya çalışıyordum. Hiiim bu sarısın o olamaz, hah şurdaki kadın esmer, ama o başka bi filme gidiyor.
Fuayede tüm kadınları süzen sapık bakışlarımı atarken film başladı.
Bende filmi en sevdiğim yerden, en arka orta sıradan aldığım biletle izlemek için salona girdim. Salona girdiğimde yine gözlerim onu aradı, yoktu.
Oğlum e.e, galiba ekildin diyip yerime oturdum. Tahmin ettiğim gibi salonda filmi izlemeye gelen ben ve sarışın yaşlı bi kadın dışında, kimse eşsiz değildi. Işıklar söndü ve yaklaşık 20 dakika süren reklamlar başladı.
Reklamları izlerken içeri esmer, deri ceketli, kendinden emin bir kadın girdi. Kafamdaki tüm soru işaretlerini ona yöneltip sesizce izlemeye başladım. Evet kendinden emin, etrafına bakmadan yürüyen, tanınmaktan korkan bi kadın benim bulunduğum sıranın önündeki sıraya yöneldi. Onu izlediğimi fark edip ,yerine oturmadan önce bana baktı. Yerine oturduktan sonra başını çevirip tekrar baktı. Evet bu kadın kafamdaki esenle bire bir uyuşuyordu. Sürekli söylediği gibi ona aşıkta olabilirdim :) Film boyunca onu gözlemledim. Nasıl tepki veriyor, hangi sahnede heyecanlandı, hangi sahnede üzüldü, hangi sahnede güldü. Film arası verildiğinde, dışarı çıkıp bişeyler içtim. Sonra tekrar salona girip, merdivenleri çıkmaya başladım. Bi yandan çaktırmadan ona bakıp, emin olmaya çalışıyor, bi yandan beni görüp tanımasını bekliyordum. Bana baktığını fark ettiğimde başını çevirip telefonuyla oynamaya başladı. Söz verdiğim için yanına gidip konuşamazdım. Tekrar msn de yazışmak için sabırsızlanıyordum. Film bitti.
Eve gidip bi kahve yaptım kendime, bilgisayarı açıp beklemeye başladım.
ilk gelen mesaj
esen- beni neden ektin e.e?
(Ben ektim? Nasıl ektim? Burada bi soru balonunun kafamda büyüdüğünü hayal edebilirsiniz)
e.e - Hayır ben seni ekmedim, filmi beraber izledik. Hatta sen benim önümdeki sırada tek başına oturdun. Üzerinde deri çeket, siyah kot vardı.
esen - Hayır, ben mavi elbisemi giymiştim e.e. Hem tek başıma değildim. Sen gelmeyince arkadaşımı çağırdım filmi beraber izledik.
e.e - Nası olur? Notta ....... yazıyordu. Sen de beni tanır gibiydin. O sen değilmiydin?
esen- Hayır
Onu ekmediğime ve verdiğim sözleri tuttuğuma inanınca, resmini gönderdi.
Ve bütün taşlar içime oturdu.






9 Yorumlayacısa dedi ki..:
Bu işin sonu ne oldu peki ?
Bu arada çok iyi yazmışsın bi çırpıda okudum (: Bayağı sürükleyici :D
çok beğendim. bu tarz yazıların devamını bekliyorum:)
en güzel yerinde bırakmışsın :S devamını anlaaatt :)
içime oturanda bu zaten bi bok olmadı :) esen tiriplere girdi, ne geregi varsa. diger kızı bi daha görmedim.
sürükleyici bir yazı olmuş..bi solukta okudum..esen o sinemadaki hatun kadar güzel değildi sanırım, yazıdan anladığım kadarıyla.. :)
yorum atarken anlamadım sayfa bi tuhaflaştı yorum kaydedildiyse yarım gelmiştir onu değil bunu yayınla..
ESEN BENCE GICIK Bİ TİP.. onun yüzünden diğer kısmetini kaçırdın.. bence uğursuz lanetin biri.. takılma onlan :D
esen de hoş hatun aslında. aşık olabileceğim bi hatun değil sadece fazlaca ev kızı, kuralları, tabuları var.
Bencede manuk ne guzel hatun kacırdım, yanarım yanarım ona yanarım :)
:)) Yazıııkk... Çok üzüldüm ya... İyi takdikmiş ama, çalarım ben bunu :))
patentini aldım ben bu taktiğin. çal sen yinede :) karşına çıkan fırsatları iyi değerlendir. sonra ben ne yaprım ya deme benim gibi :)
Yorum Gönder